Teknoloji
Moderator
Derleyen: Oğuzcan Atış / Milliyet.com.tr –Güney Afrika Havayolları'nın 295 numaralı uçuşu, Tayvan'ın başkenti Taipei’den Güney Afrika'nın Johannesburg şehrine yapılması planlanan onlarca standart uçuştan sadece biriydi. Uçuşta görev alacak olanHelderbergadı verilen uçak, kabininde yolcu ve kargo taşıyabilecek şekilde tasarlanmış ve ‘Combi’ olarak adlandırılan bir Boeing 747 varyantıydı. Kabin içindeki yolcu ile kargo bölümü ayrı olan bu uçaklar, o dönemde havayolu şirketlerinin kargo taşıma operasyonlarında daha esnek hareket edebilmesini sağlıyordu ve yolcu yoğunluğunun az olduğu uçuşlarda kargo yükünü artırarak uçuşları daha maliyet etkin bir noktaya taşıyordu. Taipei’den kalkacak olan uçak önce Hint Okyanusu’ndaki küçük ada ülkesi Mauritius’a inecek ve burada yapacağı kısa bir duraklamanın ardından Güney Afrika’ya doğru seyrine devam edecekti. Uçak, 14.23'te Taipei’den 140 yolcu, 6 palet kargo ve 19 uçuş görevlisiyle havalandığında en azından planlanan buydu.
Boeing 747 'Combi'
Alıntı Metni
SON TEMAS ACİL DURUM ÇAĞRISI OLDU
Tayvan’dan kalkış yaptıktan sonra ara durağı olan Mauritius’a yaklaşana kadar çok ciddi bir sorun yaşanmadan devam etti. Ancak bu sakin gidişat, uçağın 23.48'de Hint Okyanusu üzerinde MauritiusPlaisanceHavaalanı Hava TrafikKontrolü’neyaptığı acil durum çağrısıyla bozuldu. Kaptan pilot, Hava TrafikKontrolü’yleuçaktaki duman alarmının devreye girdiğini ve kabin içindeki kargo bölümünde bir yangın çıktığı bilgisini paylaştı. Uçakla son temas, gece 00.04 sırasında gerçekleşti. Bu dakikadan sonra 295 numaralı uçuş kendisine yapılan hiçbir çağrıya cevap vermedi. Gün ağarırken, Hint Okyanusu'nun yüzeyinde uçağa ait bazı parçalar görüldü.Helderberg, uçak içinde çıkan yangın sebebiyle acil durum ilan ettikten kısa süre sonra Hint Okyanusu’na düşmüştü ve kazadan kurtulan olmamıştı.
Helderberg'in okyanus tabanındaki enkazı
Kazanın ardından su üstünde kalan parçaları inceleyen uzmanlar, uçak içinde çıkan yangının çok şiddetli olduğu ve bu sebeple uçağın yangının başlamasından çok kısa bir süre sonra şiddetli şekilde düştüğü sonucuna vardı. Uçakta taşınan ve kaza sırasında okyanusa saçılan bazı parçaları detaylı şekilde inceleyen uzmanlar, bu eşyalarda yangın sebepli renk değişimleri ve erimeler tespit etti. Su yüzeyinde bulunan enkaz parçaları arasında yanmış yalıtımlı kablolar da bulunuyordu ve bu durum kargo bölümünde başlayan yangının kısa süre içinde tüm uçağı sardığı anlamına geliyordu. Yapılan çalışmalar sırasında uçağın enkazının çok derin bir noktada olduğu sonucuna ulaşıldı.Helderberg, yaklaşık 4 bin 900 metre derinliğe batmıştı ve bu, Titanik’in enkazının bulunduğu 3 bin 800 metreden bile daha derinde olduğu anlamına geliyordu. Uçağın enkazının bu derinlikte olması enkaza ulaşma çabalarında da özel önlemler alınmasını zorunlu kılıyordu. Bu sebepleHelderberg’inenkazına ancak 28 Ocak 1988’de ulaşılabildi.
Alıntı Metni
YANGININ SEBEBİ GİZEMİNİ KORUYOR
Kazanın ardından Güney Afrikalı yetkililer ABD Federal Havacılık Dairesi (FAA) ile yaptıkları ortak çalışmada 295 sefer sayılı uçağın kaybının nedeninin uçuş sırasında çıkan bir yangın olduğu ve bunun da uçağın okyanusa düşmesine yol açtığı sonucuna vardı. Kargo kayıtlarına göre 295 numaralı uçak; bilgisayar donanımı da dâhil olmak üzere çeşitli elektronik bileşenler, çeşitli evraklar, tekstil ürünleri, ilaçlar ve spor ekipmanlarından oluşan altı palet kargo taşıyordu. Uçaktaki yangın kabin içerisindeki kargo taşınan bölümün sağ ön kısmında ‘PR’ kodlu palette başlamıştı ve kontrol altına alınma fırsatı olmadan tüm uçağa yayılmıştı. Yangın sonucunda oluşan dumanın yolcu kabinine ve kokpite ulaştığı, bu durumun hayatını kaybeden ve cansız bedeni bulunan kurbanlar üzerinde yapılan otopsiyle kanıtlandığı belirtildi. Kazaya ilişkin kapsamlı raporda Boeing 747 ‘Combi’ uçaklarının yangın riskine karşı yetersiz olduğu sonucuna ulaşıldı.
Yangının kaynağı ise hiçbir zaman belirlenemedi. Kapsamlı araştırmada PR numaralı palet içindeki kargo içeriğinde tehlikeli madde olarak nitelendirilebilecek hiçbir şey bulunmadığı sonucuna ulaşıldı. PR numaralı palet ve diğer paletlerde bulunan bazı bilgisayarlarda nikel-kadmiyum veya lityum piller bulunuyordu ancak uzmanlara göre mevcut koşullar altında bu maddelerin tutuşma veya patlama olasılığı düşüktü. Bu durum raporda, "Yanma olayında karton ve plastik malzemeler de yer aldı, ancak asıl tutuşma kaynağı belirlenemedi" ifadeleriyle yer aldı ve kargo listesinde yanlış beyan veya hatta sahte beyan olasılığı ihtimalinin dışlanamayacağına dikkat çekildi.
Alıntı Metni